Başak burcuymuş.. Hııhhh

9/5/2006 · Kategori: deneme ya da denememe

   Başk burcu düzenli, titiz olur diyenlere söyleyecek birşeyim var: Ya-nı-lı-yor-su-nuz.  

Değilim, düzenli ve titiz değilim. Masanın üzerindekilerini düzeltmem ,yazılı kağıtlarını düzenlemem, battaniye, tepsi vs. vs. ne varsa kaldırmam lazım yerinden. Ama hala öylece duruyorlar. Ben kaldırmazsam kimse kaldırmaz değil mi? Ben de kaldırmadığıma göre. Ayrıca akşama yemekli misafirim var. Şu halimle ne diye böyle işler yaparsam??

   Ben bu halimin eskiden oynadığım "ortalığı toplama yarışı" oyunundan kaynaklandığını düşünüyorum. Eskiden öööylece oturduğum zamanlardan sonra yapılması gereken işleri sanki bir yarışmada yapılması gereken etkinlikmiş gibi, hayali bir sunucu ve kronometre eşliğinde yapardım. Amaç mı? Eee eğlenmeeeek. Böylece hem yaşama hatecen katmış oluyordum hem de işleri bir oyunmuşcasına yapabiliyordum. Ama şimdi... Büyüdüm arkadaş.. Gerçi sabahtan beri koca evi (!) temizlediğim ve dev terası (bak o hakikaten dev gibi) kışın çamurundan arındırdığım doğru ama... Uff. Hadi yarışma başlıyor. İşte kronometremizi de çalıştırdık.. Başla...

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

Zifir

9/5/2006 · Kategori: deneme ya da denememe

   Şehre çöken zifir karanlığa bakınca , içimdeki bu eksiklik duygusuna "zifir" demek geldi içimden. Madem bunca zamandır yüreğimde yaşıyor bu duygu, benim bir parçam sayılır ve ben ona bir ad verebilirim: ZİFİR  (Zifir: ..karanlık.

  Zifir, biraz mistik, karanlık hatta etkileyici bir ad olsa gerek. Ve bu adı seçmemdeki asıl neden şu günlerde okumakta olduğum kitap sanırım: Puslu Kıtalar Atlası. Bu kitapla hep düşlediğim masal aleminin içindeyim artık. Ve biteceği için üzüldüğüm bu kitabı okurken, tabi bu arada önceki sayfalarda yazılanları da sürekli düşünmem gerekiyor, ayaklarım yere basmıyormuş gibi geliyor. İşte son günlerdeki bu dünyanın sırrına ermişcesine yaşayışım kitaptan kaynaklanır. Neyse biz İhsan Oktay ANAR'a selam edip, zifire dönelim.

  Sanırım benimle varoldu ,zifir. Yani öyle sonradan falan peyda olmadı bende. (pardon bende sonradan oluşmadı yazmalıydım.. ama kitabın etkisi herhalde.. eski sözcükler arka bellekden dökülüveriyor işte.) Sık sık düş alemine dalınan, olanla değil de olmayanla ilgilenilen bir çocukluk zifirin etkisi olmalı. Zifir benimle var olurken bana sonsuz bir düş alemi armağan etti. Ama iyi mi etti kötü mü etti bilmem. Düş kurmak iyi ama ya bir düşün içinde yaşamak.. O düş alemindekileri bu alemde aramak.. Mantıklı bir insan değilim ki iki dünyayı birbirinden ayırayım. İkiside içiçe oldu bile. Bense hangisi gerçek hangisi düşdür diye düşünmekten parişan oldum.

 ...............Aslında en kötüsü düş alemindekileri burada aramak. İşte içimdeki eksiklik duygusu tamamen bundan.....

Şimdi ben bu yazıyı neden yazdığımı düşüneceğim. Acaba bunlar benim gerçek duygularım mı yoksa bu yazı öylesine yazılmış bir yazı mı?    

Kalıcı Bağlantı