Ne Eveti Aslııı...

7/5/2006 · Kategori: gunluk

Sevgili Günlük;

  Tamam tamam sen de haklısın. Eee yazmam lazım ama sen de bana hak ver. Hava güzel mi güzel. Ve biz gezip tozuyoruz. Ne yapayım yani bu güzelim havalarda bilgisayar başında mı oturayım? Evet anlayışla karşılayacağını biliyordum :))))

 

    Öncelikle başlığı açıklayayım. Dün Uğur Aslan’ı görür gibi oldum. Yalnız ismi aklıma gelmedi. Arkadaşlara sorarken ve sonrasında şöyle bir konuşma geçti aramızda:

 

    -Bak biii, Yıldoo, şu adam.. Şurdaki şeyy değil mi? Şeyy..

    -Kim ne değil mi?

    - Bak biii ya.. Deniz Yıldızı yok yok Deniz Fenerini sunuyor ya…

    -Deniz Feneri ne bee?

    -Hani nette de çocukların dileklerini gerçeleştiriyosun ya..

    (Bu arada kameramanların önünden geçiyoruz. Benim neden bahsettiğimi onlar anladı, arkadaşlarım anlamadı.)

    -Ne eveti Aslı… Hıı.. senin şarkın var yaa.. Yanıyor.. Ha Karagümrük Yanıyor… Onu da söylemiyor mu?

   - Uğur Aslan evet…

    -Ya madem anladın da beni neden uğraştırıyosun.

     -…….

    -O değil mi? O..

 

         Evet Uğur Aslan’dı gelen. Gerçi buraya gelmesine alışkınız. Zira burada bir köye okul yapmışlardı da sene başında açılışı yapıldı okulun.

 

        Cuma gecesi Türkü Bara gidelim dedik. İçecekler ya bunlar. Önce biraz dışarıda içelim ilerleyen saatlerde gideriz dedi arkadaşlar. Gölün diğer ucuna oturduk. Arkadaş sazını getirdi. Biz kolamızı diğerleri de şaraplarını aldılar. Önce duygusal parçalarla başladık. Sonra coştuk. Halay bile çektik. Hatırladığımız kadar çökertme oynadık. Baktık saat 11’ye geliyor ve biz daha çok eğleniyoruz barı marı boşverdik. Yıldo kıvama gelince uzun hava çekmeye başladı. Ben de çırak olarak yanında yer aldım. Bir ara Mustafa Hoca benim de sarhoş olduğumu sanmış. Yeni ya grupta. Dışarıdaki öğretmen kimliğimizden uzaklaşmamız garip gelmiş ona. Ne yapalım yani? Üzerimde kumaş pantolon var diye okuldaki gibi mi davranayım. Gerçi o halimde eğlenceli de neyse…

        12’yi geçe kalktık. Ortada bir araba ve bir motor var. Ve sürücüleri içti. Uffff. Ama taaa nerdeyiz. Yürümek imkansız gibi. Bildiğim tüm duaları okudum. Hadi biz arabadayız. Ya motordakiler. Zaten çay içmeye Nigar’a gidince motoru süren arkadaş uyudu kaldı. Ayılsınlar diye kahve yaptım da… İşte bu yüzden sevmiyorum içkiyi. Kendini kaybediyorsun. Neyse kazasız belasız ulaştı herkes evine. (Şükürler olsunnn)

 

        Günlük bizim okuldaki herkeslerin tayini çıktı ya. Geride Nigar, Gamze, müdür, müdür yardımcısı ve Mustafa Abi kaldı Mustafa Abi’de müdür yardımcısı olarak atanacak zaten. Yeni gelen sınıf öğretmenleri belli oldu. Söylenene göre iyi bir kadroymuş. Ama branşcılardan daha haber yok. Ben ve Ayşe Nur zaten rotasyonla gideceğiz. Güzelim okulum benim. Bu arada biz 10 Mayıstan itibaren tercihlerimizi yapacakmışız. Hadi hayırlısı..

 

    Böyle işte günlük. Olan biten böyle. Oldukça yazarım artık.

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (7) Yorum yaz!

Geldi 23 Nisan ve neşe doldu insan

24/4/2006 · Kategori: gunluk

  Sevgili Günlük;

 

      Geldi 23 Nisan ve neşe doldu insan. Ama tabi bunun bir de ertesi günü var. Önceki çalışmaları saymasak bile dün çok yoğun ,yorucu ama bir o kadar da eğlenceliydi.

      8 buçuk da okuldaydık. Pazar pazar okula gitmek de garip oluyor. Hemen hazırlıklara başladık. Gösterisi olan öğrencilerin, yüzleri, karınları boyandı; kıyafetleri hazırlandı. Yok sunucuları bul, yok konuşmaları ver.. Cd.leri, kasetleri hazırlayıp oturdum masama. Dj edasında yok şu cd.nin 2. parçası yok bunun 5.parçası.. Kasetten cd.ye, cd.den kasede.. Bu arada gösteriler sürüyor tabi. Bu arada 2’de de Mesire Yeri’nde Çocuk Şenliği var, orada  da görevliyiz. Gamzecik (Resim öğretmenimiz) ile Anasınıfı öğretmenimiz erkenden gittiler. Panolar ve masalar hazırlanacak zira. Bu arada okulda da 5 kazan keşkek pişiyor. Okul aile birliği üstlendi o işi de. Malzemeler köylüden ee pişirmek de onlardan tabi. Bu keşkekler Şenlik’de satılacaktı. Ama dediler bari bir kazanı köyde satalım. Keşkekler dağıtıldı, sonra davulcular eşliğinde paralar toplandı. Eee 5 milyondan aşağı atan yok tepsiye. Ee attık tabi. 450 milyon toplanmış köyde. (maşallah de mi?)  Şenlik alanında da 500 milyona yakın toplanmış. Davulcuların parası düşünce bilgisayar sınıfı için gerekli olan para tamamlanmış oluyor. (çok şükür)

      Bu arada keşkekten tattım tabi . Çok güzel olmuş. Eeee 15 tavuk koyuldu içine güzel olmaz mı:))

       Şenlik alanına bir geldik alan dolmuş bile. Bizim masa arkada kalmış öne taşıttım. Keşkek kazanlarının yanına konuşlandık. Zeybek ekibimizin giyecekleri eskiydi. Köyceğiz merkezde gösteri yapacaklar ya, yeni kıyafetler bulundu. Bizim 4 zeybek tam zeybek oldu anlayacağın. Girişten davullar eşliğinde geldiler, şöyle efe efe yürüyerek tabi. Önce bizim standların önün de sonra da sahne de bir gösteri yaptılar. Çok hoş oldu gösteriler. Eee Murat Hoca (bizim okul da sınıf öğretmeni) işini iyi yapar.

      Standlarımız da bayağı ilgi çekti. Turistler de çok beğendi. Biz de- Hülya (Sos. Bil. Öğretmenimiz) Nigar  (Fen Bil. Öğr.) ve ben oluyoruz bu biz- stand stand dolaşıp yedik içtik. Yok sac böreği yok çiğ köfte.. Bu arada tabi ki keşkek. Bir de bir çok insanı bizim standa yönlendirdik. (Aaa siz keşkek yemediniz mi? Bakın şurada çok güzel keşkek yapan bir yer var…. :))))))) )

      Bir ara yağmur yağacak olduysa da iki atıştırıp geçti.  İyi ki yağmadı. Çünkü çocuklar o kadar mutluydu ki… Balon aldılar, uçurtmalar uçurdular. Zaten uçurtmaları da Milli Eğitim dağıttı.

       Amma uzattım değil mi? Ama uzun sözün kısası bayram geldi hoş geldi….  Geldi 23 Nisan ve neşe ile doldu insan :))))))))

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

Hastayım hasta...

19/4/2006 · Kategori: gunluk

  "Hastayım hasta

   Canım ister pasta

   Gel gidelim dansa

   Orda yersin pasta"

   :)))))))))))

  

           Günlük,

   Hatırlıyorsun bunu değil mi? Oyun için sayışırken söylerdik, küçükken.Gerçi canım pasta istemiyor ama, hasta olduğum bir gerçek. Üfff evde olsam babacım başımda olur, sık sık ateşime bakar, meyva soyar yedirir bir de terletir hastalığımı geçirirdi. Babam bu konular da daha atılgandır. Başkasının annesi ilgilenir. Ama babacım anneme ilgilenme imkanı bile vermez. Ya onları çokkk özledim. Gelecek hafta eve gideyim ben. Evet evet gideyim...

   Okulda bugün butün gün saf saf oturdum. Hastalanınca öyle saf bir hale bürünüyorum :))) Gerçi bugün ders yerine bayram çalışması vardı. Ama yine de hiç birşeye elimi süremedim. Öğrenciler o halimi görünce yanıma uğramadılar, diğer öğretmenlerden yardım istediler.  Yarın tüm hazırlıkları bitirsek bari, cuma günü genel prova var.

  Bugün Aşık'la Maşuk'u oynayan öğrencilerin karınlarına surat çizdik, deneme amaçlı.Çok komik oldular. Hele Ali hele Ali... 6'lar daki Ali'yi bilirsin, şişmandır. İşte en güzel onun suratı oldu.

  Okuldan sonra doktora gittim. İçeri girer girmez hemşire nişanlı olup olmadığımı sordu. O beni nişanlı sanıyormuş. Burası küçük yer ya herkes birbirini tanıyor. Doktor da komşum zaten. Hemen o atladı ve "Yok hocanım bekar" dedi. Sen onları tanımasan da onlar seni tanıyor arkadaş. Hemşire beni Sümbül'le karıştırmış (eski ev arkadaşım). Geçenler de kıyıldı ya nikahı.

  Doktor boğazımın durumunu beğenmedi. Rapor vereyim dedi, olmaz, çalışmalar -23 Nisan çalışmaları- aksar dedim. Vayy be ne düşkünmüşüm görevime. Ama herkes harala gürele çalışırken ben evde yatamam. İlaçları bitireceğime söz verdirdi. Eee ben bu konuda biraz ihmalkarım da...

  Bugün Onat (Gamzecikle, Mustafa Abi'nin en biricik ve tek çocuğu) geldi okula. Oyy benim canım o. Keşke hasta olmasaydım da daha çok ilgilenebilseydim onunla. Arabaya biner binmez "Neynep gelmiç.. Şen de mi geliyon" dedi. Okulda Zeybekleri oynayan öğrenciler prova alırken Onat'ım içeri girdi ve "Çıplak çıplak abilerrrr... Napıyolarrr" dedi. Buradan ayrılırken ben bu çocuğu nasıl bırakacağım ya...

   Az önce Nigarcım aradı, birşeye ihtiyacım var mı diye.. Düşünceli arkadaşım benim. Gerçi o hasta olduğunda ben de mücver yapmıştım ona. Biliyorum hasta yemeği değil ama seviyor arkadaşım mücveri. Yıldo (Yılmaz) da aradı, baktı hastalığım arttı, pide getireyim mi sana çarşıdan dedi. "Canım arkadaşım 2" o da.

  Yoruldum yahu. yatayım ben. İlaçları da içmek lazım.  Aslındanete hiç girmeyecektim ama dayanamadım.

  Günlükkk, iyi akşamlar sana :)))

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

Zuhal Olcay Gibi Olmak İsterdim..

18/4/2006 · Kategori: gunluk

    Sevgili günlük

  

     Bu akşam Hacı'da oturduk.  Aşağı da yemek yiyelim deyince Yavuz yine itiraz etti. Evde yapalım, daha ucuz ve sağlıklı olur diye. Olgunluk bu olsa gerek. Yavuz da ısrar etmese, pide- şinitzel- köfte üçgeninden kurtulamayacağız.Gerçi yine et oburluk yaptık ama en azından kendimiz pişirdik. Yavuzla Hacı eve gidip hazırlamaya başladılar. Biz Yılmazla biraz daha oturduk. Zira o hava güzel eve girmek istemiyorum diye tutturdu. Neyse ben de oturdum onla. Çıktık sonra eve. Ben de bir pilav yaptım afiyetlen yedik. Çay içip konuşurken (bu arada bizüm üçlü -Hacı, Yavuz, Yılmaz- kanepede oturuyorlar) Yavuz bana dedi ki : Zeynep şimdi sen tek bayansın ya burda (evet Nigar bu akşam yok, annesi gelmiş) bizim yanımız da bizim gibi(erkek yani) konuşup davranmaya başlıyor musun? Evet , heralde oğlummm.. Baksana ne biçim konuşuyorum, ister istemez .... Bunun üzerine muhabbet döndü de döndü.

    Ne mi anlatmak istiyorum?? Biraz sabretsen GÜNLÜKCÜM asıl konuya geleceğim de... İşte o zaman aklıma geldi, ben Zuhal OLCAY gibi bir bayan olmak isterdim. Şöyle ağır, gizemli, hatta biraz soğuk ama illa tutkuyla bağlanılacak. Oysa ben hep sevimli, hafif hatta bayağı çatlak, çenesi düşük, bu yüzden gizem sahibi olamayan, hareketli olandım. Okulda (üniversite) koridorda koşabilecek kadar hatta... Gerçi, bu çatlaklıklar, umursamazlıklar hep sevilmemi sağladı (yok canım bu sevilme işi arkadaşlarımın iyiliğinden...). Ve bir çok işin altından rahatlıkla kalktım. Yoksa drama derslerine kendi sınıfımın hatta alt ve üst sınıfların aranan elamanı nasıl olabilirdim ki? Ama yine de bazen şöyle ağır, hanım ama gizemli olsam diye düşünüp diye iç geçirirdim.

   Biliyor musun tiyatroyu bü yüzden sevdim sanırım. Çünkü ne istersen olabiliyorsun. Ama yine de şu gizemli hatun rolünü bir denesem mi??? Hımmm ve perde.. Ama artık burada olmaz. Artık gittiğim yerde. Ha ha ha ha..  Yok yok bugün yine oldukça çatlağım ya...

   İyi geceler...

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

Günlük yine günlük ve illa ki günlük...

15/4/2006 · Kategori: gunluk

   Ne yoruldum dün anlatamam günlükcüm. Gerçi okul öğlene kadardı. Demiştim ya İlköğretim Genel Müdürü Prof. Dr. Servet ÖZDEMİR gelecekti. İlk 3 derse girdim, 4. saatim de boş olunca eve geldim. Zira hemen hazırlanmam lazımdı. Giyindim, kuaföre gittim. Yine yağmurluydu hava. Ben bir elimde şemsiye, topuklu ayakkabılarıma ve yağmurlu havaya çok da uymayan kıyafetimle Halk Eğitim Merkezine ulaşmaya çalışırken, elime bir tabak lokma tutuşturdular. (Allah kabul etsin, kimin adına yapılıyorsa). Açım ama aç aça da lokma yenmez ki. Neyse salona ulaşınca sunum için bilgisayarları hazırlayan arkadaşların eline tutuşturdum. Yok prova, yok kontrol derken program başladı başlayacak... Heyecandan boğazım kuruyor. Bir yandan gazeteci arkadaşla konuşuyorum, bizim okuldakilereel sallıyorum. Derken kargo geldi. Sunum neredeyse başlayacak ama kargocu arkadaş da görevini tam anlamıyla yerine getirmek istiyor. Ankaradan Sims 2 adlı oyunun cdleri geldi. Bir öğretmen arkadaşın kızı çok istiyordu bu oyunun 2. sini. Ama yok burada. Ben de Ezgi'cim üzülmesin diye kardeşimden rica ettim de Ankara'da buldu da yolladı. (Canım kardeşim kırmaz beni). Neyse sunum başladı. Açılış yaptım. Saygı duruşu , İstiklal Marşı...  Milli Eğitim Müdürünü anons ettim, sonra da kaymakamı.. Konuşmalarını yaptılar. Sonra da Prof. Servet ÖZDEMİR'i anons ettim. Çiçek vermem gerekiyor kendisine ama döndü konuşmaya başladı. Ben elimde çiçekle kaldım mı sana.. Üfff.. 1-2 saniyelik şaşkınlıktan sonra çiçeği masaya koyup oturdum. Ama sonrası harikaydı. Servet Bey sanki bir stand-up'cı. Yeni eğitim sistemini öyle bir anlattı ki.. Gülmekten kırılıyoruz tabi. neyse sunum bitti. Acelece teşekkür ettim ilçemiz adına. Derin bir ohhhhh çektim.

   Nigarcım göl kenarına inelim deyince atıştıran yağmura rağmen indik aşağı. Biraz muhabbet, tavla.. Ama donuyorum ben. Eve bıraktılar sonra beni. Bu arada tebrikleri kabul ediyorum. Herkes iyi sundun diyor. Tabi ben bu arada uçuyorum. Uçtum uçtum eve geldim. Hemen sıcak tutacak şeyler giyip yemek yedim. Bu arada uzunnn telefon konuşmaları yapıp televizyon seyrettim. Ve yine bilindik son. Minderlerin üzerimde öyle bir uyku çekmişim ki...Kendimi kedi gibi hissediyorum böyle zamanlarda :)))

    İşte günlükcüm böyleyken böyle. Koccamannn öptümmm :))))

Kalıcı Bağlantı Yorum (6) Yorum yaz!

« Önceki ::