Az önce deprem olduuuuuuu!!!!!!!!

17/4/2006 ·

  !!!!!!!!!!!!!!!!!  Az önce deprem oldu. Yaaaa ödüm patladı. Uffff... Korktum yaaaaaa... Sarsıntı sırasında (sinancem'in blogunu okuyordum) ekrana öylece bakakaldım. O birkaç saniye ne yapsam diye düşündüm ve daha bir çok düşünce geçti aklımdan. Evet o birkaç saniye de oldu bunlar. Gerçi teras katındayım, bişey olmaz (olmaz değil mi?) ama yine de....

   Ne yapsam diye düşündüm. Annemleri arayıp evi telaşlandıramam, arkadaşlar uyuyordur... Sokağa mı fırlasam? Ama zaten bugün defalarca sallanmış Köyceğiz. Gerçi geçen sene ve daha önceki sene sallanıp durmuştuk. Gerçi ya farketmemiştim ya da umursamamıştım. Ama korktum şimdi. Yalnızım diye mi acaba? Madem kimseyle paylaşamıyorum, bloga yazayım dedim. Korkmayın korkmayın geçti. Aaaa Nigarcım aradı bir de. O da uyuyacakmış bakmış dolaplar sallanıyor zangır zangır...

   Neyse diyecem ama sanırım ara ara sallanıyoruz hala, çok şiddetli olmasa da. Yaaa... Neyse Allaha emanetiz.

Yorum (8) Yorum yaz!

Günlük yine günlük ve illa ki günlük...

15/4/2006 · Kategori: gunluk

   Ne yoruldum dün anlatamam günlükcüm. Gerçi okul öğlene kadardı. Demiştim ya İlköğretim Genel Müdürü Prof. Dr. Servet ÖZDEMİR gelecekti. İlk 3 derse girdim, 4. saatim de boş olunca eve geldim. Zira hemen hazırlanmam lazımdı. Giyindim, kuaföre gittim. Yine yağmurluydu hava. Ben bir elimde şemsiye, topuklu ayakkabılarıma ve yağmurlu havaya çok da uymayan kıyafetimle Halk Eğitim Merkezine ulaşmaya çalışırken, elime bir tabak lokma tutuşturdular. (Allah kabul etsin, kimin adına yapılıyorsa). Açım ama aç aça da lokma yenmez ki. Neyse salona ulaşınca sunum için bilgisayarları hazırlayan arkadaşların eline tutuşturdum. Yok prova, yok kontrol derken program başladı başlayacak... Heyecandan boğazım kuruyor. Bir yandan gazeteci arkadaşla konuşuyorum, bizim okuldakilereel sallıyorum. Derken kargo geldi. Sunum neredeyse başlayacak ama kargocu arkadaş da görevini tam anlamıyla yerine getirmek istiyor. Ankaradan Sims 2 adlı oyunun cdleri geldi. Bir öğretmen arkadaşın kızı çok istiyordu bu oyunun 2. sini. Ama yok burada. Ben de Ezgi'cim üzülmesin diye kardeşimden rica ettim de Ankara'da buldu da yolladı. (Canım kardeşim kırmaz beni). Neyse sunum başladı. Açılış yaptım. Saygı duruşu , İstiklal Marşı...  Milli Eğitim Müdürünü anons ettim, sonra da kaymakamı.. Konuşmalarını yaptılar. Sonra da Prof. Servet ÖZDEMİR'i anons ettim. Çiçek vermem gerekiyor kendisine ama döndü konuşmaya başladı. Ben elimde çiçekle kaldım mı sana.. Üfff.. 1-2 saniyelik şaşkınlıktan sonra çiçeği masaya koyup oturdum. Ama sonrası harikaydı. Servet Bey sanki bir stand-up'cı. Yeni eğitim sistemini öyle bir anlattı ki.. Gülmekten kırılıyoruz tabi. neyse sunum bitti. Acelece teşekkür ettim ilçemiz adına. Derin bir ohhhhh çektim.

   Nigarcım göl kenarına inelim deyince atıştıran yağmura rağmen indik aşağı. Biraz muhabbet, tavla.. Ama donuyorum ben. Eve bıraktılar sonra beni. Bu arada tebrikleri kabul ediyorum. Herkes iyi sundun diyor. Tabi ben bu arada uçuyorum. Uçtum uçtum eve geldim. Hemen sıcak tutacak şeyler giyip yemek yedim. Bu arada uzunnn telefon konuşmaları yapıp televizyon seyrettim. Ve yine bilindik son. Minderlerin üzerimde öyle bir uyku çekmişim ki...Kendimi kedi gibi hissediyorum böyle zamanlarda :)))

    İşte günlükcüm böyleyken böyle. Koccamannn öptümmm :))))

Kalıcı Bağlantı Yorum (6) Yorum yaz!

Günlük yine ben...

13/4/2006 · Kategori: gunluk

    Sevgili Günlük..

 Yoruldum be günlükcüm. 23 Nisan hazırlıkları bitirdi beni. Yok o dans gösterisi yok bu gösteri... Öğrencilerin kaprisi de bir yandan.. Zaten hava ısındı ya iyice cozuttular. Sürekli kavga halindeler. Sürekli müdürün odasına gidip geliyorlar. Artık müdür de azarlamaktan sıkıldı, para cezası kesiyor :))) Ben de sürekli bağırıp çağıran bir öğretmen olarak dolaşıyorum ortada. Sıkı bir ceza geliyor yakında.. Çok yakında.. Amannnn. Geçsin şu 23 Nisan törenleri de eve gideyim. Özledim bizimkileri. Onlar da beni özlemiş olacaklar ki babam gel deyip duruyor.

  Yarın İlköğretim Genel Müdürü Servet Özdemir geliyor Köyceğize. Eee tabi büyük olay. Tabi milli eğitim için. Ama kabak benim başıma patladı . Genel Müdürün vereceği sunumda salonun arka sıralarında oturup bir süre sonra da kaçacaktım (buna bayılıyorum, öğrenciymiş gibi hissediyorum kendimi). Ama şimdi imkansız bu. Çünkü sunucu benim. Kaçsam idare eden çıkmaz değil mi???? Uff yaaa. Ben o güzelim hava da göl kenarında oturmak yerine salonda mı olacağım... Neyse işe iyi yanından bakalım. Takımıma uyacak bir gömlek aldım. Heyyooo yine alışveriş yaptım. (buna da bayılıyorum) Hem yarın saçlarıma fön çektiricem (buna da bayılıyorum) Bir de okul öğlene kadar (işte buna daha çok bayılıyorum)

   Üstte yazdıkları okuyunca.. Yorulmuşum ben ya. Tatil lazım bana. 23 Nisandan sonra yapacağım onu. Çünkü daha sonra Halecim gelecek. Yaaa çok özledim onu. Üff Hale ya sensiz 1 yıl çok zor geçti.

   İşte günlükcüm bugünüm böyleydi. Yaa birkaç işim var. Halledip yatayım bari.

   İyi geceler...

Kalıcı Bağlantı Yorum (6) Yorum yaz!

Uslu uslu at yüreğim :p

11/4/2006 ·

  .... Her gidenin, bitenin, terkedilenin, terkedenin, hatta farkında dahi olmayanın ardından dünyanın sonu işte budur derim demesine de dünyanın sonu o çıkmaz nedense. Biraz depresif takıldıktan sonra kıpır kıpır kıpırdanır yaramaz yürek ve işte beklenen son: Yürek yine atacak bir sebep bulur. O yüzden hiçbir aşk öldürmez en fazla süründürür. Gerçi aşkın süründüreni makbuldür. Şöyle efendi uslu, ağlamaksız bir aşk amam aman iki adım hatta üç-beş.. adım ötede dursun. Uslu aşklar uslu kızlara göre ve ben o kız değilim yaaa. Ve bu yüzden yürek depresif anlarla  hızlı hızlı, yerinden çıkacakmışcasına atmalar arasında gelip gidecek...

   

   Neden yazdım şimdi ben bunu. Ne bileyim birşeyler okumuşum ve bende  uyandırdıklarını yazmışım demek ki.. Yok beee. Bu aslında bir yazının yorumu olacaktı. Baktım güzel olmuş, yorum kimliğinden yazı kimliğine geçirdim. (H2SO4'ün katkılarıyla desem. Onun yazısını okuduktan sonra yazdım bunu. Eee ona ithafen olsun o zaman)

Yorum (4) Yorum yaz!

Şükürler olsun sana...

9/4/2006 ·

     Bazen öyle anlar olur ki kendimi yalnız hissederim. Yani aileme, arkadaşlarıma açamadığım durumlar olur. Kötü durumlar değil de iç sıkıntıları mesela. İşte o zaman o yalnızlık hissi kısa sürede dağılır gider ve bir sıcaklık yayılır yüreğime. 

Ya da eve gelirken yakalandığım yağmur, ben sığınacak bir yer bulana veya eve girene kadar sadece atıştırır. Eve girdiğimde ise yağmur bir şiddetlenir ki sormayın.

Gözyaşlarına boğulduğum  ve isyana yaklaştığım bir anda birşey, biri, bir olay tüm bulutları dağıtır.

Kötü günler geçirirken bu kötü günlerde yanımda olacak birileri mutlaka vardır.

...................

     İşte bunların neden olduğunu biliyorum ve şükrediyorum. Yalnız olmamak öyle güzel ki. Korkuyla değil sevgiyle inanmak da..

     Şükürler olsun sana...

.....................

      Böyle bir yazı yazmayı istiyordum aslında. Madem bugün kandildir yazının tam zamanıdır.

      Dualarınızın kabul olması dileğiyle.

      Bu güzel gece de, bu gecenin hatırına.. Lütfen provakatörlere uymayalım. Onlar ortalığın karışmasını istiyorlar. Korkarım ki amaçlarına da ulaşıyorlar. Lütfen , lütfen onların işlerini kolaylaştırmayalım ve bilinçlerde kapanmaz yaralar açmayalım.

Yorum (4) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »